Erdoğan ŞİÖ zirvesine katıldı: Türkiye Batı’dan vazgeçmeden Doğu ile bağlarını güçlendiriyor
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Eylül 2026 tarihinde Bişkek’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesine katıldı. Türkiye liderinin ziyareti, yalnızca genişletilmiş toplantıdaki konuşması nedeniyle değil, aralarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmenin de bulunduğu bir dizi ikili görüşme sayesinde de dikkat çekici bir gelişme oldu.
Erdoğan, zirve platformunu Ankara’nın örgüt üyesi ülkelerle iş birliğini genişletme arzusunu vurgulamak için kullandı. Türkiye Cumhurbaşkanı’na göre yaklaşık 3,5 milyar nüfusu ve yaklaşık 35 trilyon dolarlık toplam ekonomiyi bir araya getiren ŞİÖ, oluşmakta olan çok kutuplu dünyanın önemli unsurlarından biri. Erdoğan, örgütü «yükselen bir yıldız» olarak nitelendirdi ve Türkiye’nin ŞİÖ ile her alanda iş birliğini güçlendirmeyi hedeflediğini belirtti.
Erdoğan neler söyledi
Türkiye Cumhurbaşkanı konuşmasında aynı anda birçok küresel soruna değindi. Bunlar arasında iklim değişikliği, düzensiz göç, terörizm, sınır ötesi suçlar ve gıda güvenliği yer aldı. Erdoğan, bu tür sorunların artık tek tek devletlerin çabalarıyla etkili biçimde çözülemeyeceğini ve uluslararası iş birliğinin giderek daha önemli hâle geldiğini vurguladı.
Erdoğan ayrıca Türkiye’nin Kasım 2026’da Antalya’da bir iklim zirvesine ev sahipliği yapacağını hatırlatarak partner ülkelerin liderlerini zirveye katılmaya davet etti. Böylece Bişkek’teki konuşma Ankara için yalnızca siyasi bir açıklama değil, aynı zamanda Türkiye’yi küresel sorunların ele alındığı uluslararası platformlardan biri olarak tanıtma fırsatı oldu.
Putin ile görüşme ziyaretin başlıca gelişmelerinden biri oldu
Erdoğan, zirve kapsamında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Görüşmede ikili ilişkiler, Karadeniz bölgesindeki durum ve diğer uluslararası meselelerin ele alındığı belirtildi. Görüşmenin ardından Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ve enerji iş birliğinin daha da geliştirilmesine özel önem verildi.
Görüşmelerin ardından nükleer enerji alanında gelecekteki iş birliği olanaklarına ilişkin açıklamalar da yapıldı. Erdoğan, Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesinin hayata geçirilmesinin ardından Türkiye ile Rusya’nın bu alanda yeni ortak projeleri değerlendirdiğini bildirdi.
Türkiye’nin ŞİÖ’ye katılımı neden özel ilgi çekiyor
Türkiye, uluslararası siyasette sıra dışı bir konuma sahip. Ülke NATO üyesi olmayı sürdürürken Rusya, Çin, Orta Asya ülkeleri ve Doğu’nun diğer devletleriyle de aktif ilişkilerini koruyor. Türkiye, ŞİÖ’de diyalog ortağı olarak yer alıyor.
Erdoğan, Bişkek’ten dönüşünün ardından ŞİÖ ile ilişkilerin olası biçimde derinleştirilmesinin Türkiye’nin Batı ile iş birliğinden vazgeçtiği anlamına gelmediğini özellikle vurguladı. Erdoğan’a göre Ankara, çeşitli uluslararası formatları birbirini dışlayan bloklar olarak değil, kendi siyasi ve ekonomik bağlarını genişletme fırsatları olarak değerlendiriyor.
Erdoğan’ın zirveye katılımının başlıca siyasi mesajı da bu yaklaşım olarak değerlendirilebilir: Türkiye diplomatik manevra özgürlüğünü korumaya ve aynı anda hem Batılı müttefikleriyle hem de Avrasya’nın en büyük güç merkezleriyle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor.
ŞİÖ zirvesi neden gerekli
Şanghay İşbirliği Örgütü, Avrasya devletlerinin güvenlik ve ortak tehditlerle mücadele konularında etkileşimde bulunabileceği bir platform olarak kurulmuştu. Ancak zaman içinde örgütün gündemi önemli ölçüde genişledi. Bugün ŞİÖ çerçevesinde ekonomi, ticaret, ulaşım koridorları, enerji, gıda güvenliği, iklim, terörle mücadele ve uluslararası güvenlik konuları ele alınıyor.
Türkiye açısından bu tür etkinliklere katılım, coğrafi konumu göz önünde bulundurulduğunda özellikle önemli. Ankara, Avrupa, Orta Doğu, Kafkaslar ve Orta Asya’nın kesişim noktasında bulunuyor ve bu konumunu ticaretin, enerji güzergâhlarının ve siyasi nüfuzunun geliştirilmesi için kullanmaya çalışıyor.
Bişkek zirvesi, Türkiye’nin aynı anda birçok uluslararası yönde aktif çalışmalarını sürdürdüğünü gösterdi. Ankara için Erdoğan’ın ŞİÖ’ye katılımı, Doğu ile Batı arasında seçim yapmaktan çok, ülkenin en büyük küresel aktörlerle aynı anda diyalog kurabilen bağımsız bir bölgesel merkez rolünü pekiştirme çabası anlamına geliyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından ise Türkiye’nin uluslararası ağırlığının ve diplomatik faaliyetlerinin güçlenmesi özel önem taşıyor; zira Ankara’nın dış politika olanakları, Doğu Akdeniz’deki konumunu ve rolünü doğrudan etkiliyor.
You may also be interested in:
- KKTC'de çalışmayan radarların yol açtığı zarar 600 milyon lirayı aştı
- Kuzey Kıbrıs sakinlerinin %85,6'sı ülkede işlerin yanlış yönde gittiğini düşünüyor — ARAŞTIRMA
- Beyin cerrahı Çağın Ozankaya, Viyana'daki derin beyin stimülasyonu kongresinde KKTC'yi temsil etti
- KKTC Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs’ta dönüşümlü cumhurbaşkanlığı modelini reddetti
- KKTC Başbakanı Üstel, ailelere destek projelerini 80 gün içinde sunma sözü verdi


Yorumlar (0)