Tasarımcılar yapay zekâyı ve güvenlik kameralarını «aldatan» kıyafetler üretmeye başladı
Yapay zekâ, video gözetim ve yüz tanıma sistemlerine giderek daha fazla entegre edilirken, giyim tasarımcıları teknolojilere karşı koymanın beklenmedik bir yolunu buldu. Dünyada sözde adversarial fashion («adversarial» veya yapay zekâ karşıtı kıyafetler) giderek popülerleşiyor. Bunlar, bilgisayarlı görü algoritmalarının kafasını karıştırabilen özel baskılara ve sıra dışı kesimlere sahip giysiler.

Bu kıyafetler sansasyon yaratmak amacıyla tasarlanmıyor. Temel amaçları, total dijital gözetim çağında insanların mahremiyetini korumak. Yapay zekâ destekli modern kameralar cinsiyeti, yaşı, yüzü ve kıyafetleri otomatik olarak belirleyebiliyor, hatta bir kişinin hareketlerini takip edebiliyor. Bu tür teknolojiler yalnızca kolluk kuvvetleri tarafından değil, giderek daha sık alışveriş merkezleri, havalimanları, ofisler ve özel şirketler tarafından da kullanılıyor.
Buna karşılık, sözde «adversarial» desenlere sahip kıyafetler geliştiren markalar ortaya çıktı. İlk bakışta bunlar yalnızca sıra dışı geometrik desenler veya soyut görüntüler gibi görünüyor. Ancak bu desenler, bilgisayarlı görü algoritmalarının zayıf noktalarından yararlanacak şekilde özel olarak tasarlanıyor. Bazı durumlarda yapay zekâ insanı bir hayvan veya cansız bir nesne olarak algılamaya başlıyor ya da silüeti ve yüzü doğru şekilde belirleyemiyor. Bazı modellerde ayrıca kızılötesi ışınımı yansıtan malzemeler kullanılıyor; bu da kameraların çalışmasını daha da zorlaştırıyor.

Bu tür kıyafetlerin en tanınmış üreticileri arasında İtalyan Cap_able markası, Alman girişim Urban Privacy ve Britanyalı Vollebak şirketi bulunuyor. Bu markalar, tanıma sistemlerine karşı koymak üzere tasarlanmış baskılara sahip tişörtler, kapüşonlular, ceketler, yağmurluklar ve hatta elbiseler üretiyor. Tasarımcılar ise amaçlarının suçluların saklanmasına yardımcı olmak değil, toplumun dijital mahremiyet ve biyometrik verilerin kontrolsüz biçimde toplanması konularına dikkat çekmek olduğunu vurguluyor.
Bununla birlikte uzmanlar, bu tür kıyafetleri bir «görünmezlik pelerini» olarak görmemek gerektiği konusunda uyarıyor. Modern algoritmalar sürekli geliştiriliyor. Bu nedenle söz konusu baskıların etkinliği, belirli bir video gözetim sistemine, aydınlatmaya, kameraya olan mesafeye ve çok sayıda başka faktöre bağlı. Hiçbir üretici, mevcut tüm tanıma teknolojilerine karşı tam koruma garanti edemez.
Buna rağmen yapay zekâ karşıtı kıyafetlere olan ilgi hızla artıyor. Analistler bunu kamera sayısındaki artış, yapay zekânın gelişimi ve insanların kitlesel dijital gözetim konusundaki endişelerinin büyümesiyle ilişkilendiriyor. Sektör tahminlerine göre yapay zekâ kullanılan video gözetim sistemlerinin küresel pazarı önümüzdeki yıllarda hızla büyümeye devam edecek. Bu da kişisel mahremiyeti korumaya yönelik araçlara olan talebin artacağı anlamına geliyor.
Bugün itibarıyla çoğu ülkede bu tür kıyafetlerin giyilmesini yasaklayan yasalar bulunmuyor. Ancak uzmanlar, bu teknolojilerin güvenlik sistemlerinin çalışmasını gerçekten ciddi biçimde aksatmaya başlaması hâlinde bazı ülkelerin yönetimlerinin kısıtlamalar getirmeyi düşünebileceğini belirtiyor. Şimdilik yapay zekâ karşıtı kıyafetler, total dijital gözetimi protesto etmenin ve insanın mahremiyet hakkını hatırlatmanın tamamen yasal bir yolu olmaya devam ediyor.
You may also be interested in:
- KKTC'de çalışmayan radarların yol açtığı zarar 600 milyon lirayı aştı
- Kuzey Kıbrıs sakinlerinin %85,6'sı ülkede işlerin yanlış yönde gittiğini düşünüyor — ARAŞTIRMA
- Beyin cerrahı Çağın Ozankaya, Viyana'daki derin beyin stimülasyonu kongresinde KKTC'yi temsil etti
- KKTC Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs’ta dönüşümlü cumhurbaşkanlığı modelini reddetti
- KKTC Başbakanı Üstel, ailelere destek projelerini 80 gün içinde sunma sözü verdi


Yorumlar (0)