Lefkoşa, CY
29°C
3.1 m/s
39%

Kıbrıs’taki Hamas: Kendini güvenli bir liman sanan ada için endişe verici bir işaret

10.06.2026 / 09:42
News Category

Kıbrıs bir kez daha uluslararası medyanın manşetlerinde. Ancak bu kez turizm, yatırımlar ya da jeopolitik nedeniyle değil. Söz konusu olan, bir casusluk gerilimi senaryosunu andıran bir dosya: gizli görüşmeler, patlayıcı yapımında kullanılan kimyasallar, Hamas ile olduğu öne sürülen bağlantılar, Malezya’daki bir militan kampında eğitim ve birkaç ülkenin istihbarat servislerinin ortak operasyonu.

Son haftalarda Kıbrıs polisi, terör faaliyetlerine karıştıkları şüphesiyle dört Filistinliyi gözaltına aldı. Kısa süre sonra bu davaya bir tutuklama daha eklendi — Yunanistan’ın Girit adasında, soruşturmanın aynı ağ ile bağlantılı gördüğü 37 yaşındaki bir erkek gözaltına alındı.

Şüpheler doğrulanırsa, bu Kıbrıs’ta uzun yıllardır ortaya çıkarılan en ciddi terör tehdidi olabilir.

Deniz kıyısında patlayıcı

Soruşturma, Larnaka’daki Governor's Beach ve Kamarés bölgesinde bulunan iki gayrimenkulde kimyasal maddelerin tespit edilmesiyle başladı. Soruşturmayı yürütenler, bulunan malzemelerin güçlü patlayıcı düzenekler yapmak için kullanılabileceğini belirtiyor. Ele geçirilenler arasında, el yapımı patlayıcı yapımında defalarca kullanılan bir madde olan amonyum nitrat da yer alıyor.

Polis, özellikle adada eşi ve çocuğuyla birlikte yaşayan 32 yaşındaki Filistinliye odaklandı. Kimyasalların bulunduğu mekânlarla bağlantısı olduğu düşünülen kişi de o. Dahası, soruşturmaya göre bileşenlerin bir kısmı Kıbrıs piyasasından yasal olarak satın alındı.

Bu gerçek tek başına şu soruyu akla getiriyor: Bu tür malzemeler kötü niyetli kişilerin eline ne kadar kolay geçebilir?

Malezya izleri

Ancak asıl gizem, Girit’te 37 yaşındaki şüphelinin tutuklanmasının ardından ortaya çıktı.

Soruşturmaya göre, geçen yıl ağustos ayında Kıbrıs’ta gözaltına alınanlardan biriyle birlikte Malezya’daki bir Hamas kampında eğitim aldığını itiraf etti. Burada kendilerine patlayıcı düzeneği yapımı ve kimyasal bileşenlerle çalışma eğitimi verildiği iddia ediliyor.

Soruşturmanın kilit ismi, Kıbrıs medyasına göre adaya birkaç ay önce yasa dışı yollardan (KKTC üzerinden) gelen 38 yaşındaki bir erkek olarak görülüyor. Soruşturmacılar, grubun eğitiminden, patlayıcıların hazırlanmasından ve olası hedeflerin seçilmesinden tam da onun sorumlu olduğunu düşünüyor.

Aslında artık yerel bir hikâyeden değil, unsurları birden fazla ülkede ortaya çıkan uluslararası bir ağdan söz ediliyor.

En rahatsız edici soru

Ancak bugün Kıbrıslıların en çok tartıştığı konu kimyasallar ya da teröristlerle olduğu öne sürülen bağlantılar değil.

Asıl gündem, adada yaklaşık kırk yıldır yaşayan ve Kıbrıs vatandaşlığı bulunan gözaltındaki kişilerden biri.

Onun çocuklarının Kıbrıs Cumhuriyeti’nin güvenlik yapılarında çalıştığı ortaya çıktı. Biri poliste görev yapıyor ve devlet bilgi veritabanlarına erişimi var, diğer üçü ise Milli Muhafız Ordusu’nda hizmet ediyor.

Yetkililer, çocukların şüphelinin faaliyetlerine karıştığına dair herhangi bir veri bulunmadığını vurguluyor. Dahası, mesleki sicilleri de soru işareti taşımıyor.

Ancak bu durum, kamuoyunda hararetli bir tartışma başlattı.

Entegrasyon ile güvenlik riskleri arasındaki sınır nerede çiziliyor? Güvenlik güçlerinde görev yapan personel için mevcut kontroller yeterli mi? Ve istihbarat servisleri, adada onlarca yıldır yaşayan insanlar arasında bile radikalleşme belirtilerini zamanında tespit edebiliyor mu?

Bugün bu sorular, esas ceza davasının ayrıntılarından çok daha yoğun biçimde tartışılıyor.

Kıbrıs artık kenarda değil

Uzun süre Kıbrıs, büyük çatışmaların çevresinde yer alan sakin bir ada olarak görülüyordu. Ancak coğrafya bunun tersini söylüyor. Orta Doğu’yu — dünyanın en istikrarsız bölgelerinden biri olmaya yıllardır devam eden bölgeyi — adadan yalnızca birkaç yüz kilometre ayırıyor.

2023 sonbaharında İsrail ile Hamas arasında savaşın başlamasının ardından Kıbrıs’ın rolü belirgin biçimde değişti. Ada üzerinden insani yardım güzergâhları geçti, İsrail hedeflerinin çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı ve istihbarat servisleri düzenli olarak yükselen risklere karşı uyarılarda bulundu.

Şimdi bu uyarılar somut bir doğrulama kazanmış görünüyor.

Soruşturma, olası saldırıların hazırlık aşamasında engellendiğini düşünüyor. Bu görüş mahkemede doğrulanırsa, Kıbrıs’ın yalnızca Orta Doğu çatışmasının bir tanığı değil, onun gölgelerinin ulaştığı platformlardan biri haline geldiği söylenebilir.

İşte bu nedenle mevcut soruşturma büyük yankı uyandırıyor. Bu artık birkaç kişinin gözaltına alınmasından ibaret bir hikâye değil. Bu, Kıbrıs’ın çevresindeki dünyanın nasıl değiştiğinin ve adanın, teknelerle ya da uçaklarla değil, ağlar, bağlantılar ve radikal fikirler üzerinden gelen yeni tehditlere ne kadar hazır olduğunun hikâyesi.

Yorumlar (0)