Lefkoşa, CY
25°C
3.1 m/s
53%

Yapay zekâya karşı yapay zekâ: Avukat, jüri üyelerinin dijital ikizlerini oluşturarak Meta ve Google’ı geride bıraktı

15.07.2026 / 16:24
News Category

ABD’de son aylarda en çok konuşulan davalardan biri sonuçlandı ve bu süreç, sosyal medya endüstrisi için bir dönüm noktası olabilir. Tanınmış Amerikalı avukat Mark Lanier, mahkeme hazırlıklarında yapay zekâdan yararlanarak Meta ve Google karşısında zafere ulaştı.

Dava, şirketlerin ürünlerinin reşit olmayan kullanıcılar arasında bağımlılık oluşumuna katkıda bulunduğu iddialarına dayanıyordu. Jüri, her iki şirketi de sorumlu buldu ve davacıya 6 milyon dolar tazminat ödenmesine hükmetti.

Jüri üyelerinin dijital ikizleri

Sürecin en dikkat çekici yönü, Mark Lanier’in alışılmadık stratejisiydi. Yalnızca deneyim ve sezgiye dayanmak yerine, avukat jüri üyelerinin tepkilerini modellemek için modern yapay zekâ modellerini kullandı.

Mahkeme formlarından elde edilen bilgilerle her bir jüri üyesinin dijital modellerini oluşturdu. Dinleme günlerinin ardından sisteme yeni bilgiler yüklendi: tanık ifadeleri, tarafların argümanları ve davaya ilişkin diğer materyaller.

Yapay zekâ, hangi savların en ikna edici olduğunu, hangilerinin ise şüphe uyandırdığını analiz etti. Bu da Lanier ekibinin stratejisini neredeyse gerçek zamanlı olarak ayarlamasına ve jüri heyetinin olası tepkisini önceden değerlendirmesine imkân verdi.

Burada önemli olan, yapay zekânın yargılamanın sonucunu “tahmin etmemesi”; yalnızca farklı argümanlara verilebilecek muhtemel tepkileri modelleyerek avukatların sonraki oturumlara daha iyi hazırlanmasına yardımcı olmasıydı.

Şirketlerin iç belgeleri kilit delil oldu

Davada bir diğer önemli unsur da mahkemeye sunulan Meta ve Google’a ait iç belgelerdi.

Malzemeler arasında, çalışanların servislerindeki bazı mekanikleri kumar makineleriyle (“slot machines”) karşılaştırdığı ve kullanıcıların dikkatini mümkün olduğunca uzun süre nasıl elde tutabileceklerini tartıştığı yazışmalar ve sunumlar yer aldı.

İddia makamına göre bu belgeler, şirketlerin algoritmalarının kullanıcıların, özellikle de çocuklar ve ergenlerin davranışları üzerindeki etkisinin farkında olduğunu gösteriyor. Söz konusu materyaller, yargılama sürecindeki kilit delillerden biri oldu.

Bu karar neden önemli

Uzmanlar, bu davanın öneminin 6 milyon dolarlık tazminatın çok ötesine geçtiğini belirtiyor.

Son yıllarda ABD’de en büyük teknoloji şirketlerine karşı yüzlerce dava açıldı. Davacılar, öneri algoritmalarının, sonsuz kaydırmanın, bildirim sisteminin ve diğer mekaniklerin kullanıcı etkileşimini en üst düzeye çıkarmak için bilerek tasarlandığını, bunun da çocukların ve gençlerin ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini savunuyor.

Benzer kararlar mahkemeler tarafından düzenli olarak verilmeye başlanırsa, teknoloji devlerini milyarlarca dolarlık ödemeler ve hizmetlerinin çalışma prensiplerini yeniden gözden geçirme zorunluluğu bekleyebilir.

Yapay zekâ avukatların çalışma biçimini değiştiriyor

Hukuki pratikte yapay zekâ kullanımı artık uzun süredir yalnızca içtihat aramak veya belge hazırlamakla sınırlı değil.

Mark Lanier vakası, sinir ağlarının yargılama sürecine katılan kişilerin davranışlarını modellemek, argümanların etkinliğini analiz etmek ve dava stratejisini süreç içinde düzeltmek için de kullanılmaya başlandığını gösteriyor.

Aynı zamanda bu tür yöntemler hukukçular ve etik uzmanları arasında soru işaretleri de yaratıyor. Kimileri bunu modern teknolojilerin mantıklı bir gelişimi olarak görürken, kimileri dijital jüri modellerinin ayrı bir hukuki düzenleme gerektireceğini düşünüyor.

Sonra ne olacak

Birçok Amerikalı hukukçunun görüşüne göre bu dava, büyük teknoloji şirketlerine karşı açılan davalar zincirinde önemli bir emsal haline gelebilir. Meslek çevresinin dikkatini yalnızca mahkeme kararı değil, aynı zamanda yapay zekâ kullanımına dayanan yeni hazırlık stratejisi de çekti.

Böyle bir uygulama geniş çapta yaygınlaşırsa, yapay zekâ tıpkı içtihat veritabanları veya belge analiz sistemleri gibi bir avukatın alışılmış araçlarından biri haline gelebilir. Bu da önümüzdeki yıllarda karmaşık davaların yürütülme biçimini önemli ölçüde değiştirebilir.

Yorumlar (0)