Kıbrıs sorunu Türk Kıbrıslı siyasi sahneyi bölüyor
Tartışma artık yalnızca Kuzey ile Güney arasında yürümüyor. Kıbrıs sorununa ilişkin başlıca ihtilaflardan biri bugün yalnızca Kıbrıs Cumhuriyeti ile KKTC arasında değil, Türk Kıbrıslı siyasi kampın kendi içinde de derinleşiyor.
Ana tartışma adanın geleceğiyle ilgili. Siyasi elitin bir kesimi, federasyon müzakerelerinin kesin olarak başarısız olduğunu ve iki devletin tanınmasının hedeflenmesi gerektiğini savunuyor. Diğer kesim ise federatif modelden vazgeçmenin yalnızca Türk Kıbrıslıları uluslararası izolasyonda daha da pekiştireceğine ve çözümü imkânsız hale getireceğine inanıyor.
Üstel ve Tatar kampı: iki devlet çizgisi
Bugün en güçlü konumda Başbakan Ünal Üstel, iktidardaki Ulusal Birlik Partisi ve eski KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar bulunuyor.
2017’de Crans-Montana görüşmelerinin çökmesinin ardından bu kesim iki devlet konseptini kesin olarak benimsedi. Bu yaklaşım birkaç ilkeye dayanıyor:
- Türk Kıbrıslıların egemen eşitliğinin tanınması;
- KKTC’nin uluslararası statüsü;
- Türkiye’nin garantilerinin korunması;
- güvenliğin temeli olarak Türk askerî varlığının sürmesi.
Bu kamp için güvenlik meselesi kilit önemde. Türk askerinin çekilmesini ya da Ankara’nın garantilerinden vazgeçilmesini öngören her türlü öneri kabul edilemez görülüyor.
Erhürman ve federasyon yanlıları
Devletçilik çizgisinin başlıca rakibi Türk Kıbrıs toplumu lideri Tufan Erhürman olarak öne çıkıyor.
Erhürman, iki toplumlu ve iki bölgeli federasyonu desteklemeyi sürdürüyor ve müzakerelerin Crans-Montana’da kaldığı noktadan yeniden başlaması gerektiğini savunuyor.
Esasen iki kamp arasındaki tartışma tek bir soruya indirgeniyor: Adanın bölünmesi kesin biçimde mi tescil edilmeli, yoksa onun siyasi olarak birleşmesi için bir formül arayışı mı sürdürülmeli?
İki devlet yanlıları arasında da mücadele sürüyor
Çelişkiler müttefikler arasında bile mevcut. Üstel ve Tatar çözüm konusunda benzer görüşlere sahip olsa da, eski cumhurbaşkanının destekçileri ile hükümet arasında zaman zaman siyasi etki ve müzakere gündeminin kontrolü konusunda gerilimler yaşanıyor.
Tatar, Türk Kıbrıslıların uluslararası temsil gündeminde belirleyici rolü elinde tutmak isterken, hükümet ortak stratejinin şekillendirilmesinde kendi etkisini artırmaya çalışıyor. Bu nedenle devletçi kampta yalnızca birlik değil, gizli bir rekabet de mevcut.
Türkiye başlıca faktör olmaya devam ediyor
KKTC’deki neredeyse tüm ana güçler Türkiye’nin özel rolünü kabul ediyor. Ancak asıl ağırlığı Ankara’ya verenler Üstel yanlıları.
Onlar için Türkiye aynı anda güvenlik garantörü, başlıca siyasi müttefik ve ekonomik desteğin temel kaynağı. Nitekim iktidardaki partinin belgelerinde Türkiye’nin garantilerinin korunması “kırmızı çizgi” olarak tanımlanıyor.
Yeni meydan okuma: Orta Asya
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan ile ilişkilerini güçlendirmesi, Türk Kıbrıslı ve Türk çevrelerde ek bir rahatsızlık yarattı.
Türkiye yanlısı medya kuruluşlarında bu temaslar, Lefkoşa’nın Türk dünyası yönünde başlattığı bir diplomatik hamle olarak nitelendirildi. Özellikle, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı aracılığıyla ilişkiler geliştirmeyi umduğu devletlerin doğrudan Kıbrıs Cumhuriyeti ile işbirliğini artırması sert bir tepkiyle karşılanıyor. KKTC’nin uluslararası tanınmasını savunanlar için bu durum, endişe verici bir işaret ve mevcut stratejinin geleceğine dair yeni bir tartışmanın nedeni oldu.
Toplum çıkmazdan yoruldu
Bu arada Türk Kıbrıs toplumunun önemli bir bölümü, federasyon ve iki devlet kavramları arasındaki ideolojik tartışmaya giderek daha az ilgi gösteriyor. Sivil toplum temsilcileri ve akademik çevreler, daha çok uluslararası izolasyonun sonuçlarından, ekonomik kısıtlamalardan ve müzakerelerde ilerleme sağlanamamasından söz ediyor. Kuzey Kıbrıs’taki birçok insan için temel soru artık çözüm modelinin ne olacağı değil, mevcut çıkmazdan çıkma fırsatının ne zaman ortaya çıkacağı.
Bugün kim baskın?
Kurumsal düzeyde üstünlük iki devlet yanlılarında kalıyor. Onlar başlıca yönetim organlarını kontrol ediyor, KKTC’nin resmî müzakere pozisyonunu belirliyor ve Türkiye’nin desteğine sahip oluyor.
Ancak siyasi tablo çok daha karmaşık. Federasyon yanlısı kamp etkisini koruyor, toplum uzayan çatışmadan duyduğu yorgunluğu gösteriyor ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin diplomatik başarıları bazı Türk Kıbrıslı siyasetçileri mevcut çizginin etkinliğinden şüphe ettiriyor. Bu nedenle mevcut aşamanın en önemli özelliği Türk Kıbrıs tarafının birliği değil, adanın geleceğine ilişkin farklı yaklaşımlar arasındaki artan rekabet. Bugün Kıbrıs çözümünün perspektiflerini büyük ölçüde belirleyen de işte bu iç tartışma.
You may also be interested in:
- Paphos bölgesinde yarış motosikleti kullanan 16 yaşındaki genç hayatını kaybetti
- Germasogeia’da yaklaşık on kişi kuryeye saldırdı, dört kişi gözaltına alındı
- Limassol'da yeni bir gökdelen dalgası başlıyor; en yüksek yapı 181 metrelik AURA olacak
- Kıbrıs’ta turizmde yıl sonuna kadar yaklaşık %5 düşüş bekleniyor
- DİKO lideri, Great Sea Interconnector projesi nedeniyle Kıbrıs Maliye Bakanı’nın istifasını istedi


Yorumlar (0)